Yazı

Yemen'e Laf Eden Yok, İran'a Herkes Ediyor

Türkiye'de İran'a karşı yüzde doksanlık bir devlet, medya ve siyaset ortaklığı karalama yürütüyor; kuşatmanın uzanmadığı Yemen'e ise sokakta kimse laf etmiyor. Emperyalizm çağında ittifakın ölçütü mini etek, başörtüsü ya da sakal olamaz, emperyalizme karşı hat olur. Komünistleri öldürenlerle kucaklaşan Fidel Castro'yu salak sanmak, kuşatılmış bir devletin kurmay aklını hiç anlamamaktır.

Limbo # Gündemle falaka atmak ↗

Yanbu'yu yine vurmuşlar galiba, Aramco'nun rafinerilerinin olduğu yeri, Suudilerin kalbini . Şimdi Türkiye'de sokakta siyaset konuşan insanlara bir bakın: tek bir kişi bile Yemen karşıtı bir şey söylemiyor . Ağızdan çıkan tek cümle: vursunlar bu Suudileri, bu hıyar ağalarını .

Oysa söz konusu İran olduğunda, İran'ın haklı mücadelesi söz konusu olduğunda, Türkiye'deki muhalif kesimlerde Yemen'e hiç gösterilmeyen bir antipati hazır bekliyor . Bu antipatinin kendiliğinden doğduğunu sanmak saflık olur. İran'a karşı bir devlet propagandasıyla, uluslararası ölçekte yürütülen bir propagandayla üretilmiş bir karalama kampanyası var ve bu kampanya İran'da iyi yapılan, doğru yapılan şeylerin de sümen altı edilmesini sağlıyor; karartma el birliğiyle yürüyor . El birliği lafın gelişi değil. Cephenin içinde AKP'li siyasal İslamcılar da var, CHP'li Atatürkçü muhalifler de, liberaller de, büyük oranda milliyetçiler de; solun bir kesimi açıktan İran karşıtlığı yapmasa da tereddüt ederek orada duruyor, Kürt siyaseti de bir ölçüde yedeklenmiş durumda . Toplayınca yüzde doksan oranında bir devlet, medya ve siyaset ortaklığı çıkıyor ortaya. Yemen'in şansı, bu ortaklığın Yemen'i tanımaması, tanımadığı için de önlem almamış olması .

Dediğim gibi öyle bir NATO'cu kuşatma yok çünkü medyada, diğer yerlerde, devlette ve siyasette. Kurumsal bir kuşatma olmayınca halkı zaten olması gerekeni söylüyor.

TRT'den bir Yavuz dizisi gelecek sanıyorum. Bence İran'a karşı, Alevi kardeşlerimizi de hedef alacak biçimde genişletilmiş mezhepçi bir propaganda saldırısı olacak bu . Bu işi uzun süredir Suudiler yapıyor zaten. Yanlış bilmiyorsam Hz. Ali'yi öldüren köle hakkında bir dizileri var, İran da karşılığında o köleyi öldüren başka bir Şii kahramanın hayatını anlatıyor . Ortada düpedüz bir medya savaşı yürüyor ve Türkiye'nin bu savaşa Sünni cephenin önderliğine soyunacak şekilde Yavuz'la girmesi beklenir bir hareket . Beklenir olması işin vahametini azaltmıyor, hele bu toprakların Alevileri hesaba katılınca:

Korkunç tabii ülkenin kendi kimliği için. Korkunç.

Karalama İran'ı mezhebinden yakalıyor. Bir Marksistin terazisi ise başka bir şey tartar: emperyalizmin belirleyici olduğu bir çağda yapılabilecek en ilerici hamle, emperyalizmin mal ve hizmet tekeline karşı savaşmaktır .

Bunu yapan hareketler kendi içlerinde ne olduklarından bağımsız biçimde ilerici hareketlerdir. Bu kadar basit, bunu anlamayan bir kafa Marksist olamaz. En fazla kültüralist olabilir.

Hele Sovyetler Birliği gibi devasa bir sol süper gücün, yani bir işçi devletinin olmadığı koşullarda bütün ittifaklarımızı antiemperyalist bir modele göre kurmak zorundayız . O mini etek giyiyormuş, bunun başı örtülüymüş, onun sakalı varmış; ittifak bunlara bakılarak kurulmaz, tamamen antiemperyalist bir hatta göre kurulur, bütün ittifaklar da böyledir .

İtiraz belli. İran'daki Şii hükümetin yüz binlerce solcuyu öldürdüğünü biliyoruz, dünya da biliyor, bu adamların komünistleri katlettiğini herkes biliyor . Fidel Castro ise Hamaney'e "liderim benim" diye sarılıyor .

Fidel Castro salak mı? Bu heriflerin komünistleri öldürdüğünü bilmiyor mu? O şuna bakıyor çünkü, askeri bir kurmay zekayla düşünüyorlar.

Kısa vadede Amerikan karşıtı bütün hareketlerin birleşmesi gerekiyor, çünkü emperyalizmle savaşmak durumunda olanın başka alternatifi yok . İran'la aramızı iyi tutmazsak, Çin'le, Rusya'yla iyi tutmazsak, buralarla alternatif enerji anlaşmaları yapmazsak, ABD bizi sıkıştırıp ambargoyu derinleştirdiğinde ne yapacağız diye düşünüyor Küba . Bu adamların sırtında yumurta küfesi var. Bazı arkadaşlarımız bunu anlamıyor, çünkü bekara karı boşamak kolay; oturduğun yerden "öyle yapmayın, böyle yapmayın" demek de kolay . Savaş yürütüyor adamlar.

"Sen İran'la iyi anlaşanı niye destekliyorsun" diye çıkışan o hattın sahipleri, sonunda Amerikan-İsrail saldırısını destekleyen yere vardı ve nasıl rezil olduklarını gördük . Bizde İran konusunda medyadaki kuşatmayı en başta yaran insanlardan biri Fehim Taştekin oldu; adam ana akımla tek başına mücadele etti, her şeyin başında "soykırımcı, Epstein ittifakı" deyip durdu ve gerçekten bu hattı yarattı . Helal olsun, o Çerkez alnından öpüyorum . Hasan Ünal da dalga geçe geçe, ağızlarına vura vura ana akımı tokatladı: kıytırık gizli Amerikancıları, açıktan İsraillileri, abuk subuk tipleri sırayla, ve her defasında haklı çıktı .

Fehim Taştekin ve Hasan Ünal

Fehim Taştekin, yirmi yılı aşkın süredir Orta Doğu'yu sahadan izleyen Çerkes kökenli bir gazeteci; Radikal'in dış haberler servisinden Al-Monitor ve BBC Türkçe'ye uzanan bir dış haber birikimi var.

Hasan Ünal, Başkent Üniversitesi'nde dış politika profesörü; Türkiye'nin dış politika sorunlarının çoğunu Batı'nın ürettiğini savunan, çok kutuplu bir dünyada Ankara'nın Batı dışı güçlerle yakınlaşmasını isteyen bir yorumcu.

Bir de ulusalcıların sol kanadı var, yani orduda görev yapmış ekipler .

Yani her dediklerine siyaseten katılmak zorunda değiliz de bu emperyalizm mevzusunda solun birçoğundan daha doğru bir yerde duruyorlar bak hiç çekinmeden.

Çünkü asker temelliler. Toplam askeri güce, karşı tarafın nasıl geri bastırılabileceğine dair mekanik, maddi toplama bakıyorlar; öyle olunca da uçmuyorlar, şu yapılırsa şu olur diyorlar ve gerçekten öyle oluyor . Cem Gürdeniz'in yorumları bu cinsten; bu konuda Hasan Ünal'ınkiler de .

Cem Gürdeniz

Emekli tümamiral; 1979-2012 arasında Deniz Kuvvetleri'nde görev yaptı. Türkiye'nin Karadeniz, Ege ve Akdeniz'deki deniz yetki alanlarını kapsayan "Mavi Vatan" kavramını 2006'da ilk kez o kullandı. 2011'de Balyoz davasında tutuklanıp 18 yıl hapis cezası aldı, Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla yapılan yeniden yargılamada 2015'te beraat etti. Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu'nun kurucusu; deniz jeopolitiği üzerine çok sayıda kitabı var.

Türkiye'de doğduğumdan beri bir antiemperyalist mücadele olsun istiyorum ama her defasında düzen koridorlarında darmadağın ediliyor, pinpon topuna dönüyor; çünkü Türkiye NATO üyesi, yani kendisi de emperyalist bir örgütün alt emperyal bir parçası . O yüzden Myanmar'da, İran'da, Yemen'de antiemperyalist mücadeleler görünce hoşumuza gidiyor, ilham alıyoruz, övüyoruz .

İleri Okuma

Paylaş