Yazı
Bir rejime ne zaman sosyalist denir
Bir rejime sosyalist demek için üretim araçlarında sosyalist mülkiyet, işçi sınıfı iktidarı ve devlet ticaret tekeli şart; üretici güçler bakımından bu adı taşımaya bugün en hazır ekonomi ise Çin. Çin'de eksik olan tam da o tekel. Sosyalizmin asıl vaadi de daha fazla boş zaman.
Limbo # durağan gündemde beklentisiz muhabbet ↗Deng Xiaoping düşüncesinin Marksizm'i "açtığı" söylenir. Nereye açtığı sorulunca ortada net bir cevap yok; işin doğrusu, Marksizm'le ne kadar ilişkisi olduğu bile tartışılır . Ama bunu söylerken kimseyi dinden atmıyorum. Afrika'da bir örgüt var, öbür bütün örgütleri arka arkaya sayıp hepsini dinsizlikle suçluyor, gerçek öğrenci olarak geriye yalnızca kendini bırakıyor . Çin meselesinde yapılacak iş o değil. Deng'in kadrosu kesinlikle o Marksist kültürün içinden çıktı; ama pazar sosyalizmi dediğiniz şey bayağı Lassalle'a kadar giden, kendi başına ayrı bir kol. Çin başka bir yola saptı ve bunu komple görmemiz gerekiyor .
Deng Xiaoping Teorisi
Çin Komünist Partisi'nin 11. Merkez Komitesi'nin 1978'deki Üçüncü Genel Kurulu, partinin önceliğini sınıf mücadelesinden ekonomik kalkınmaya çevirdi ve reform çizgisinin başlangıcı sayıldı. Deng'in yöntem formülü "gerçeği olgularda aramak"tı: siyasette de iktisatta da pratikten yürüyen bir pragmatizm. 1992'deki 14. Parti Kongresi hedefi resmen "sosyalist piyasa ekonomisi" diye adlandırdı: kamu mülkiyetini ve emeğe göre bölüşümü koruduğunu söyleyen bir piyasa sistemi. Deng Xiaoping Teorisi 1997'de parti tüzüğüne rehber ideoloji olarak yazıldı, ardından devlet anayasasına geçti.
Ferdinand Lassalle
Alman sosyalist (1825-1864). Almanya'nın ilk örgütlü işçi partisi olan Genel Alman İşçi Birliği'ni (ADAV) 23 Mayıs 1863'te kurdu. Programının iki ayağı vardı: genel oy hakkıyla ele geçirilecek devletin finanse edeceği üretici kooperatifleri ile ücretlerin kapitalizmde kaçınılmaz olarak geçim sınırına düştüğünü söyleyen "tunç ücret yasası". Marx bu devlet merkezli çizgiyi kendi teorisinin çarpıtılması sayıyordu. ADAV 1875'te Eisenach kanadıyla birleşip devlet destekli kooperatifleri programına yazınca Marx, Gotha Programı'nın Eleştirisi'ni yazdı. Lassalle bir düelloda aldığı yaradan otuz dokuz yaşında öldü.
Tek seferde tanımlanacak bir ülke de değil zaten, çok zor. Deneyenler oluyor: son on yıl içinde iki önemli tartışma var, biri adını hatırlamadığım bir İtalyan Marksist'in yazısı, ikisi birden Devrimci Marksizm'de epey uzun tartışılmıştı . Oradan takip edilebilir. Ama tanımlamanın zorluğu insanı "biraz sosyalist, biraz kapitalist" gibi melez bir formüle götürüyorsa, elde Marksist bir analiz kalmamış demektir.
hiçbir zaman bir yönetim iki sınıfın birden elinde olmaz. Mutlaka bir sınıfın elinde olan bir yönetim olur o.
O yüzden Çin için de açıkça söylemek zorundayız: ortada sosyalist formları kullanan bürokratik bir devlet aygıtı var; bu bürokratik devlet aygıtı da kapitalist mekanizmaların üstünde yükseliyor . Bu aygıt var olan diğer kapitalist ülkelerden ileri midir? İleri olabilir . Ama kendi içinde Çin'i eski bir komünist ülke gibi sunmak yanlış .
Aynı yanlışın en büyük versiyonu Sovyetler Birliği'ydi ve itirazı Troçki yazdı. Marksizmi Savunurken'deydi galiba: Stalinistlere, Sovyetler Birliği'ne sosyalist demenizin yanlış olduğunu söylüyor . Gerekçesi de tamamen teknik. Marx'la Engels sosyalizmi tanımlarken en ileri kapitalist ülke kadar emek verimliliğine sahip olmayı, üretim maliyetini zaman maliyeti bakımından o ülkeden daha aşağıda tutmayı, yani çok daha az zamanda çok daha büyük ve çok daha kaliteli üretim yapabilmeyi şart koşuyorlar . Sosyalist üretim sistemi doğası gereği gerçekleştiyse, üretici güçler bu anlamda geliştiyse, o sistem en azından en ileri kapitalist ülke kadar üretim yapabilecek, aynı işgücü uzmanlığına sahip olacak, birim başına daha az zamanda daha kaliteli ürünler çıkarabilecek . Sayılabilir, karşılaştırılabilir, veriye dökülebilir bir şeyden bahsediyoruz.
Marksizmi Savunurken
Troçki'nin 1939-1940 arasında yazdığı mektup ve makalelerden derlenen, 1942'de yayımlanan kitap. Muhatabı Amerikan Sosyalist İşçi Partisi içindeki James Burnham, Max Shachtman ve Martin Abern grubuydu. Tartışmanın üç konusu vardı: Sovyet devletinin sınıf karakteri, diyalektik materyalizmin geçerliliği ve parti içi hizip hakkı. Zemin Hitler-Stalin paktı ve Finlandiya savaşıydı; SSCB'nin bu savaşlardaki tutumu, onu hâlâ savunulacak bir şey saymanın anlamı olup olmadığını sorgulatmıştı. Troçki'nin cevabı "yozlaşmış işçi devleti" kavramıydı. Kavga partinin üyelerinin yaklaşık yüzde kırkının ayrılmasıyla bitti.
Sovyetler Birliği bu tarife uyuyor mu? Troçki verileri tek tek koyuyor: bayağı bayağı ilkel kalıyor, Avrupa'daki en geri ülkelere benzer bir kalkınma durumu yaşıyor . Geriye tek bir dayanak kalıyor, mülkiyet biçimi.
Mülkiyet tipi sosyalist diyor ama sistemin kendisi sosyalist değil bu anlamda.
Sovyetler Birliği'nin adı bu yüzden işçi devleti oluyor . Üretici güçler işçilerin elinde, üstüne bir bürokratik kast çökmüş ama sonuçta işçilerin elinde . Sosyalizm sayılabilmesi içinse önce üretici güçlerin geliştirilmesi gerekiyor .
Şart bu şekilde konunca Troçki'nin programı gayet somutlaşıyor: makina transferi, işgücü uzmanlığı transferi, yeni üretim araçları , işçiye özel dersler hazırlanacak, işçi eğitiminde sinema, on dakikalık üretim anlatımları çekilecek . Cep kitabının ve YouTube tutorial'ının ilk versiyonu. Aşırı derecede ileri görüşlü. Gündelik Hayatın Sorunları'nı bu yüzden öneriyorum; öyle bir kitap yazan başka bir Marksist lider bildiğim kadarıyla yok . Mao'nun seçme eserlerini okumaktan önce o okunmalı .
Gündelik Hayatın Sorunları
Troçki'nin 1923 ilkbahar ve yazında Pravda'da tefrika ettiği yazılar. Konu başlıkları doğrudan gündelik hayat: aile ve kadınların durumu, okuma yazma seferberliği, nezaket ve küfür, votka, kilise, sinema, radyo, kimya, elektrik. İngilizcede önce 1924'te Problems of Life adıyla çıktı; genişletilmiş derleme 1973'te Pathfinder Press'ten Problems of Everyday Life adıyla yayımlandı. "Alışkanlık ve Töre" gibi tek tek yazılar Marxists Internet Archive'da tam metin duruyor.
Sovyetler Birliği o noktaya hiç gelemedi, son dönemlerinde bile zar zor yaklaşıyordu . Tarife en çok yaklaşan deneme bambaşka bir coğrafyadan çıktı. Şili'deki Sibersin projesi: Allende üretici güçleri aşırı derecede hızla götürebilecek bir merkezi plan kuruyordu, kendi deyişleriyle yanılmayan bir merkezi plan . Müthiş bir şey yani yaptıkları şey. Zaten o yüzden darbeyle indiriliyorlar; projeyi koruyabilecek askeri önlemleri almadıkları için de durum oraya doğru gidiyor. Türkiye'de çok daha fazla tartışılması, üstüne okunması, yazılması gerekiyor .
O dönemin Sibersin'i bugünün yapay zekası zaten . Şartlar artık oluştu bile. Sovyetler Birliği'nde derme çatma, kalem kağıtla yürütülen o hesap bugün hatasız yapılabilir hale geldi . Yani mesele temenni olmaktan çıktı; çözülmesi gereken teknik bir problem var, o problemi çözecek teknoloji de artık elde.
Çin o araçlara şu an sahip arkadaşlar. Bakın buradaki twist bu.
Çin bir taraftan bürokratik ve kapitalist bir devlet. Sosyalist mekanizmalar kullanıyor, sol birtakım parametreleri var, kurumsallığı var, komünist parti yönetiyor; bunların olumsuz yönleri ayrı bir tartışma . Ama o olumsuzlukların dışında, bütün Marksistlerin üstüne daha fazla düşünmesi gereken bir tablo duruyor. Şu anda Almanya'dan daha büyük sanayi üretimi var. Avrupa'nın içinde olmadığı yapay zeka projeleri var . Avrupalıların giremedikleri kadar ince detay isteyen uzay araştırmaları projeleri var . Kendi içindeki tren ve ulaşım sistemi birçok Avrupa ülkesinden daha ileri . Çin gerçekten sosyalist olarak tanımlanmaya hazır bir ekonomi haline geldi ; bizim dediğimiz anlamda sosyalizme yakın hale geldi. Başında kapitalist bir kastın olması da bu gerçeği değiştirmiyor .
Peki bunun için ne gerekiyor? Troçki'nin dikkat çektiği iki önemli şey var.
Birincisi proletarya diktatörlüğü; bunun kesinlikle orada olması gerekiyor . Diktatörlüğün formunu da ayrıca tartışıyor ve tek parti şartı koşmuyor: tek parti meselesini devrimci dönemle, iç savaş dönemiyle ilgili bir şey olarak söylüyor . Partilerin hepsinin sosyalist olması kaydıyla serbest seçimler olabilir diyor .
İkincisi, en önemlisi, ticaret tekeli .
Ticaret tekeli şu demek: iktidarı işçi sınıfı alıyor, doğrudan işçi sınıfının çıkarlarına göre bir anayasa, bir siyasal sistem, bir güvenlik mekanizması, bir hukuk inşa ediliyor; diğer taraftan da işçiler adına devlete ait bir ticaret tekeli kuruluyor ve içeriden dışarı satılabilecek mallar bu tekel aracılığıyla satılıyor . Yani siz küresel pazara entegre olmaya devam ediyorsunuz .
Troçki'nin önerdiği model Stalin'in tamamen kapanmacı modelinin tam tersi. Tam tersine tamamen entegre olmalıyız diyor, meta üretimi devam ediyor, bu işten bu kadar hızlı kurtulamayız, o halde bunu kendi lehimize çevirmeliyiz . Teknoloji transfer etmeliyiz, mal satmalıyız, daha yüksek dayanıklı tüketim malları, daha sağlam, katma değeri yüksek mallar satmak zorundayız, makinelerimizi ve işçilerimizi buna göre eğitmek zorundayız; çünkü küresel ticaretten kaçamayız . Bugün Çin'in yaptığı şeye çok benzeyen bir şey.
Tek farkı şu, Çin'de bir ticaret tekeli yok. Çin'de o yüzden zenginleşmenin önü açılmış durumda. Bu yüzden bu kadar fazla milyarder var.
Troçki'nin tekelinin bütün sistemi ise orta sınıf grupların, kulakların, toplumun parazit kesimlerinin zenginleşmesinin ağır biçimde vergilendirilmesi üstüne kurulu; o vergiden elde edilen bütçe de doğrudan işçi sınıfına gidiyor . İşçi sınıfının halkına, çocuklarına, onların okullarına, hastanelerine, eğitimlerine . Pazara entegre bir bölge olacaksın, tamam, fakat bunlar doğrudan ve ağır biçimde vergilendirilecek.
Kulak ve nepman
Kulak Rusça'da "yumruk" demek, mecazen eli sıkı. Sovyet sınıflandırmasında yoksul köylünün (bednyak) ve orta köylünün (serednyak) üstünde kalan varlıklı köylüyü anlatıyordu; kimin kulak sayılacağı hiçbir zaman net olmadı, yerel yöneticiler kapsamı istedikleri gibi genişletebiliyordu. Nepman ise 1921'de başlayan Yeni Ekonomi Politikası ticarete izin verince türeyen özel tüccar ve aracı kesimin adıydı. Kulak meselesi vergiyle çözülmedi. Stalin Temmuz 1929'da kulakların "sınıf olarak tasfiyesini" ilan etti; Politbüro 30 Ocak 1930'da kararı aldı ve kampanya 1930-1933 arasında sürgün, kamplar ve infazlarla yürüdü.
Troçki bu sistemi 1927'lerde söylüyor .
1927: Birleşik Muhalefet Platformu
Troçki, Zinovyev, Kamenev, Radek ve Rakovski'nin imzasını taşıyan program metni. Tarım bölümü kulağa karşı "dik biçimde artan oranlı bir vergi sistemi" istiyor, köylü ailelerinin en yoksul yüzde 40 ila 50'sinin tarım vergisinden tamamen muaf tutulmasını ve bunun orta köylüye ek yük bindirilerek karşılanmamasını şart koşuyor. Sanayi bölümü dış ticaret tekelini şöyle tarif ediyor: kapitalist ülkelerin tekniği daha yüksekken, dış ticaret tekeli sosyalist inşa için hayati bir silahtır. Aynı yerde tekelin işlevi dünya pazarından ileri teknik çekmek olarak tarif ediliyor. Metnin siyasi kaderi hızlı oldu: Troçki ve Zinovyev Kasım 1927'de partiden atıldı, Aralık 1927'deki 15. Kongre muhalefetin görüşlerini parti üyeliğiyle bağdaşmaz ilan edip önde gelen imzacıları ihraç etti.
O bakımdan Çin aslında bir taraftan da Troçki'nin söylediğine yakın bir zeminde gidiyor. Ama bu tartışma buradan hiç yapılmadı; Troçki'nin kendi eleştirileri Türkiye'de hiç bilinmediği için tartışmalar o bağlamda güdük kalıyor .
Mesela ben hiç ticaret tekeli tartışan sosyalist görmedim abi hiçbir yerde.
Sanki başka bir şeyin parçasıymış gibi duruyor, değil mi? Halbuki sistemin merkezi orası .
Küba'da kısmen olduğunu söyleyebilirim. Küba'da müthiş bir denetleme var, ama o plan üstünden yapılıyor: devlet herkesin adım adım ne kadar zenginleştiğini kuruşu kuruşuna, anbean görebiliyor . Küba'daki sistemin iyi tarafı oydu . Ayakta kalırlarsa devam edecektir herhalde. Gerçi çok büyük bir gol yediler; küçük üretimi ve küçük dükkancılığı yayan yüz kırk tane yasa geçirildi, oradan tekrar kapitalizmi geri getirmeye çalışıyorlar .
Ticaret tekeli mevzusunun üstüne gitmek lazım; en önemlisi bu üçü zaten: üretim araçlarında sosyalist mülkiyet, işçi sınıfı iktidarı ve ticaret tekeli. Bu üçü sizi sosyalist yapıyor, bunların olmadığı rejime de sosyalist denmez . Bir sisteme komple sosyalist diyecekseniz de bunların ötesinde şu şart var: o ülkenin en ileri kapitalist ülke kadar, hatta ondan daha ileri bir üretim sisteminin, işgücü uzmanlığının ve emek zaman maliyeti düşüklüğünün olması gerekiyor . Yani sizin işçi sınıfınız onlar kadar eğitimli, onlar kadar iyi üretim yapabilen, onlar kadar az hasarlı mal çıkartabilen modern bir işçi sınıfı olacak .
Sovyetler Birliği'nin rakamları bu kıyas yapıldığında çok kötü görünüyor, mesela 1930'larda . Stalin orada ne yapıyor: cambazlıkla Marx'la Engels'e söylemedikleri şeyleri söyletiyor, Sovyetler Birliği'nin en ideal sosyalist devlet olduğunu, sosyalizmin zaten bu olduğunu ilan ediyor . Esas kavga da o. Sosyalizmin bu olduğunu söylersen insanlar sosyalizmden nefret eder . Troçki'nin cevabı uzun: saçma sapan bir şey yaptınız, olabilecek en ağır kapitalist esasları kullanıyorsunuz, bu kadar büyük bir ücret makası kapitalist Batı ülkelerinde bile yok . Ayrıca burası bir polis devleti .
Sosyalizmin kurulduğunun ilanı
25 Kasım 1936'da Olağanüstü Sekizinci Sovyetler Kongresi'nde anayasa taslağını sunan Stalin şunu söylüyor: Sovyet toplumumuz esas olarak sosyalizmi gerçekleştirmeyi başarmıştır, sosyalist bir sistem yaratmıştır; bütün sömürücü sınıflar ortadan kaldırılmıştır. Anayasanın işini de aynı konuşmada tanımlıyor: bir anayasa gelecekten değil, hâlihazırda var olandan, şu anda elde edilmiş ve kazanılmış olandan söz etmelidir. Anayasa 5 Aralık 1936'da kabul edildi.
Bu kadar ağır bir bilanço, deneyimin tamamını çöpe attırmaya yeter gibi görünüyor.
bürokratik işçi devletleri deneyiminin bürokrasi kısmı değil, her gelenin öncekini reddedip daha ileri gitmek istediği bir zaman var ya bize ilham veren şeyin bu olması lazım
Türkiye bunun kanıtı. Küçücük Küba'nın Türkiye'ye verdiği ilham Sovyetler Birliği'nden fazla . Yetmişlerdeki atıflara bir bakın: deli gibi bir Kastroculuk ve Hoşiminhcilik, müthiş bir Küba ve Vietnam hayranlığı, ulusalcıların ve Dokuz Mart tayfasının gözünü Mısır'da Nasır'a dikmesi, Çin'e ciddi biçimde ilgi, Sovyetler Birliği'ne ise epey mesafeli bir bakış . Maocu olmayan örgütlerde bile Maocu bir şablonla bakış durumu var . Üçüncü Dünya Türkiye'de inanılmaz bir heyecan yaratmış; Küba, Vietnam, Kuzey Afrika, diğer ülkeler, hepsi önceki sosyalizmleri beğenmiyor ve hepsi aynı eleştiriyi getiriyor: bu ülkelerde sosyalist demokrasi yok . Çok özgün bir kesişme, çünkü aynısını Mao da Sovyetler Birliği için söylüyor, Troçki de söylüyor; farklı zeminlere ve farklı kesimlere dayanarak söylüyorlar ama söyledikleri aynı. Bizim sosyalizmimiz daha insancı olacak diyorlar . Che Guevara'nın konuşmaları ortada; Sovyetler Birliği'ne gittikten sonra hayal kırıklığına uğrayıp geri geliyor .
Bu, "tamam o zaman Sovyet deneyinin bir önemi yok" demeye gelmiyor; o da bir kolaycılık .
Onların görüp de beğenmedikleri şey zaten sanayi toplumuydu . Aslında orada kaçınılmaz bir durum olduğunu görüyorsunuz: sanayi toplumu kaçınılmaz olarak soğuk ve mutsuz insanlar yaratıyor, bunu sadece orada değil Almanya'da da görüyorsunuz . Bu bir toplum tipi; sizin ne olmak istediğinizle alakalı bir şey.
O yüzden sosyalizmin ana amacı deli gibi büyük sanayi tesisleri kurup insanlara on beş saat çalıştırmak olamaz .
Ana amaç bu zaten, daha az çalışmak, daha fazla boş zaman. Her zaman bunu öne koyacağız bak, daha fazla boş zaman, bu talep. Daha fazla eğlence, daha fazla etkinlik, daha fazla kültür.
Sen bunu vadediyorsun; diğerini kapitalistler de vadeder zaten . Beş tane değil de on tane konserve fasulye yiyeceksin: tamam, bunu onlar vadeder, orada yarışamazsın . Daha fazla çalışmanın ve daha fazla mamanın vadedilmesi kapitalizmin prim yasası; bunun dışına çıkman gerekiyor .
Bu tip ülkelerin sosyalizme yaptığı gençlik aşısı da buydu, Üçüncü Dünya'nın gençlik aşısı . Doğruydu yanlıştı, tezlerinin önemli bir kısmı yanlış olabilir, bunun bir önemi yok; Sovyetlerin ihtiyacı olan aşı oydu . Böyle düşünmek gerekiyor.
Buradan hemen aylaklık tartışmasına geçiliyor, ama o daha çok tarım toplumundan kalma bir tartışma . Aylaklıktan ziyade, disiplinli bir çalışmayla çalışma süresini kademe kademe azaltmamız lazım .
Tembellik Hakkı
Paul Lafargue'ın 1883'te yayımladığı broşür, aylaklık tartışmasının klasik metni. İşçi hareketinin "çalışma hakkı" talebini burjuva bir talep sayıp reddediyor, sekiz saat kampanyasını yetersiz buluyor, makineleşmenin günlük çalışmayı üç dört saate indirebileceğini savunuyor. Lafargue ücretli emeği bir kölelik biçimi sayıyor, hareketi de bu emeği kısaltmak yerine yaymaya çalıştığı için eleştiriyordu.
İleri Okuma
- Deng Xiaoping Theory1978 Üçüncü Genel Kurul, 1992'de sosyalist piyasa ekonomisi formülü, 1997'de tüzüğe girişi.
- Ferdinand LassalleADAV'ın kuruluşu, devlet destekli kooperatifler ve tunç ücret yasası.
- Marx, Critique of the Gotha Programme, IBurjuva hukuku, doğum lekeleri ve komünist toplumun yüksek evresi.
- Marx ve Engels, The German Ideology, FeuerbachÜretici güçler gelişmeden yokluğun genelleşmesi üzerine bölüm.
- Devrimci Marksizm dergisiSayıların açık erişimli arşivi.
- In Defence of Marxism1939-1940 yazıları, Burnham ve Shachtman'la tartışma, 1942 baskısı.
- Trotsky, The Revolution Betrayed (1936)SSCB'nin sosyalist sayılıp sayılamayacağı tartışmasının ana metni.
- Problems of Everyday Life1923 Pravda yazılarının derlenme tarihi ve içeriği.
- Trotsky, Habit and Custom (Pravda, 11 Temmuz 1923)Derlemedeki yazılardan birinin tam metni.
- Lenin, Directives on the Film Business (17 Ocak 1922)Eğitici ve eğlence filmleri oranı, gösterimlerin kırsala taşınması.
- Project CybersynBeer, Flores, Cybernet teleks ağı, kontrol odası ve 1972 kamyoncu grevi.
- 1973 Chilean coup d'étatCIA telgrafı, El Mercurio finansmanı ve 2023'te açılan belgeler.
- High-speed rail in China2004 ihaleleri, Pekin-Tiencin hattı, 2008-2009 yatırım rakamları, ağın uzunluğu.
- China's high-speed tech transfer policySiemens, Alstom, Bombardier ve Kawasaki'nin devir sözleşmeleri.
- Queqiao röle uydusuUzak yüzle haberleşme sorunu, L2 halo yörüngesi ve Chang'e 4 inişi.
- Left Socialist-Revolutionaries1918'de sovyetlerden tasfiye, Mirbach suikastı ve Temmuz ayaklanması.
- RKP(B) 10. Kongresi, Mart 1921Parti Birliği Üzerine kararı, hiziplerin dağıtılması, Kronştadt ve NEP.
- Lenin, Re the Monopoly of Foreign Trade (13 Aralık 1922)Gümrük duvarının neden yetmeyeceğine dair asıl metin.
- Lenin'den Troçki'ye mektup (13 Aralık 1922)Tekelin savunusunu genel kurulda üstlenme talebi.
- Socialism in One Country1924'ten 1926'ya doktrinin formüle edilişi ve muhalefetin cevabı.
- KulakTanım, NEP dönemindeki yeri ve 1929-1933 tasfiye kampanyası.
- Platform of the Joint Opposition, III: Tarım sorunuArtan oranlı vergi ve en yoksul yüzde 40-50'nin muafiyeti.
- Platform of the Joint Opposition, IV: Devlet sanayiiDış ticaret tekelinin sosyalist inşa için hayati silah sayılması.
- Left OppositionKasım 1927 ihraçları ve Aralık 1927'deki 15. Kongre.
- Economy of CubaKamu sektörünün payı, 2011 lineamientos ve 2021 serbest meslek açılımı.
- Gaceta Oficial No. 94 Ordinaria, 19 Ağustos 2021Mipyme, kooperatif ve serbest çalışma düzenlemelerinin toplu yayımı.
- Stalin, New Conditions, New Tasks in Economic Construction (23 Haziran 1931)Uravnilovkanın kaldırılması talimatı.
- Stakhanovite movement31 Ağustos 1935 rekoru ve normların yükseltilmesi.
- Stalin, On the Draft Constitution of the USSR (25 Kasım 1936)Sosyalizmin kurulduğunun ilanı.
- 1936 Soviet Constitution5 Aralık 1936'da kabulü.
- Doğan AvcıoğluYön, Devrim, Türkiye'nin Düzeni ve 9 Mart yargılaması.
- Milli Demokratik DevrimTezin içeriği ve TİP içindeki Aybar-Belli ayrımı.
- Bandung Conference (1955)Katılımcılar ve Bağlantısızlar Hareketi'ne giden hat.
- Tricontinental Conference (Havana, 1966)Delege sayısı, katılımcılar ve OSPAAAL'ın kuruluşu.
- Arab socialismNasır'ın uygulaması, 1962 Milli Misakı ve Marksizmden ayrıldığı noktalar.
- Che Guevara, Cezayir konuşması (24 Şubat 1965)Sosyalist ülkelerin ticaret koşullarına yönelttiği eleştiri.
- Paul Lafargue, The Right to Be Lazy (1883)Çalışma hakkı talebinin reddi ve üç dört saatlik işgünü savunusu.